Ekim, 2008 arşivi

yeni adres . . .

31 Ekim 2008, Cuma günü, saat 11:39 suları . . .

Ucuza aldım burayı. Belki ileride para eder de köşeyi dönerim. Vaktinde ecnebinin biri “hell.com” adresini üç milyona mı beş milyona mı ne satmıştı. Bizim elimiz armut topluyordu o vakitler.

Sayfa düzeni, Türkçe olması gereken kelimelerin İngilizce olması gibi ufak tefek aksaklıkları zamanla düzelteceğim. Ne demişler, kervan yolda düzülür.

kör parmağım gözüne . . .

26 Ekim 2008, Pazar günü, saat 21:25 suları . . .

Adam lig tivi’den maçları illegal biçimde yayınlıyormuş. Bunun için de bilmemne.blogspot.com adresini kullanıyormuş. Tam kör parmağım gözüne durumu. cc uzantılı olur, tr.tc olur ama blogspot da olur mu ya hu.

Her ne ise efendim, mevzumuz engellenme. Lakin şu andaki gibi ticari bir sebepten değil de düşünsel bir sebepten olan engellenme. Ne demiş Montaigne efendi aşağı yukarı: diyar-ı çin’in hiç bilmediğim bir köşesini bana yasaklasalar bütün dünya benim için zindan olur. Filozofluktan gelen bir ukalalıkla biraz abartılı söylemiş ama iyi söylemiş. Bu internet denizi de öyle. Kazara hiç uğramayacağın bir adrese varıp da “mahkeme kararıyla vtunnel, ktunnel artık hangisinden girerseniz girebilirsiniz” ibaresini görünce insanın canı pek sıkılıyor.

Benim sıkıntım muasır medeniyetlerin karşısında memleket olarak topluca utanmamız değil -ki ben utanmıyorum-; benim sıkıntım salak yerine konmak. Herhangi bir mahkeme (genellikle sakarya, adnan hoca’ya selamlar) diyor ki: kardeşim senin kafan fazla basmaz, şimdi bu sitede bazı enteresan olaylar var aklın karışır, sen en iyisi hiç girme. Hatta sadece bana değil bu memlekette oturan her ferde “sende muhakeme yeteneği yok, sapıtırsın” muamelesi çekiyor.

Anlamadığım bir mevzu şudur, muhakeme yeteneğim yok ya ondan herhalde: Şimdi, örneğin bir kendini bilmez sevgili Atatürk ile ilgili youtube denen paylaşım ortamına hakaret dolu bir slayt gösterisinden oluşan bir görsel yükledi. Ermeni katili bilmemne diye, var ya öyle şeyler. Bu hakaret dolu görseli her ferdi Atatürk’ü çok iyi tanıyan Türkiye’de yasaklamak yerine, Türkiye hariç her yerde yasaklamak daha akıllıca olmaz mı? Olur.

Peki yer mi? Yemez.

Dedim ya zerre kadar utanç duymuyorum, sadece sinirleniyorum.

Yoksulluk . . .

15 Ekim 2008, Çarşamba günü, saat 09:34 suları . . .


Aşağı yukarı benim yaşımda olanlar mutlaka ucundan kıyısından bir şekilde yoksulluk yaşamıştır. Ben yaşadım, daha doğrusu yaşadığımın yoksulluk olduğunu zannediyordum, yanılmışım.

Yoksulluğun tanımındaki çeşitlilik onunla mücadele yöntemi seçme zorluğunu da beraberinde getirmekte. Şahsın beslenme, barınma, eğitim ve sağlık gibi temel gereksinmelerin herhangi birini karşılayamama durumu yoksulluk olabildiği gibi kimi noktada bulunduğu topluluğun ortalama yaşam standartının altında bir yaşantı sürmesi de yoksulluk sayılabiliyor. Antalya’da yaşayan bir ailenin çocuğunu okutamaması bir yoksulluk göstergesi iken Afrika’nın ismi zor telaffuz edilen bir yerleşim yerinde günde bir somun ekmek yiyebilmek zenginlik göstergesi olabiliyor.

Bütün bunları hepimiz biliyoruz. Tekrar tekrar söylemenin bir anlamı yok. Ne yapabiliriz bu konuda, bunu konuşmak anlamlı. Hatta “ne yapabiliriz”den ziyade “ne yapıyoruz”.

Ona buna dikkat çekmek çok kolay. Youtube’un karşısında gözleri yaşlı bir halde “aşırı yoksulluk yüzünden 3 saniyede 1 çocuk ölüyor” videolarını seyrederek, “msn-unicef işbirliği” adı altında hiçbir işe yaramayacağı aşikar mailleri forward ederek olmuyor bu işler.

Yardım edeceksin kardeşim, hem de en yakınından başlayarak. Yok mu yoksulluk çeken bir akraban vereceksin ayda 50 lira. Çünkü “bu ayakkabıyı alsam mı acaba? aman alayım, 50 liraymış zaten, nerelere vermiyoruz.” diyerek mutlaka gereksiz bir alışveriş yapmışsındır.

Aklından içinde “çalışmak-kazanmak, el-ayak sağlamlığı” tarzında kelimelerin bulunduğu düşünceler geçen kişiler olabilir. Yaptığın yardımı doğrudan yoksulluktan sıkıntı çekene yap kardeşim, onu bu sıkıntıya sokana değil. Harekete geçmemek için bahane üretmek çok kolay.

Biz (sevgili karım ve ben) yardım etmeye çalışıyoruz. Bu sayede “bir gün biz de yoksul düşersek elbet bir şekilde karnımız doyar” düşüncesi ile yaşayabiliyoruz.

Zenginlik kapı kapı gezermiş. Yoksulluk da.

Google bana cevap bul, vicdansız . . .

13 Ekim 2008, Pazartesi günü, saat 11:27 suları . . .

Sevgili Ege aşağı yukarı ayda bir kere yapıyor, çok hoşuma gidiyor. Birkaç blogır da değinmiş bu eğlenceli konuya. Ben de sevgili Gugıl’dan arama yaparak kaderin bir cilvesi ile benim bloğa gelip de sorusunun cevabını bulamayanlara şöyle bir yardım edeyim istedim.

 

1- aradıgım erkegi anlatabilecegim sozzler
Yakışıklı ve sempatik, kendine güveni tam, espiri anlayışı olan, zevk sahibi, sürpriz yapmasını bilen romantik, maddi durumu iyi. (kaynak maksmium.com) Böyle bir ideal tanımlama ile ilgili şahane bir fıkra da var aslında ama blogda anlatılacak gibi değil.

2- nobel, yazara değil; hak edene verilir.
Bu konuyu birkaç şekilde incelemek lazım. Hakikaten Nobel sadece yazara değil bilim adamına, barış elçisine, fizikçiye falan da veriliyor. Kastedilen Nobel Edebiyat ödülü ise henüz yazar dışında herhangi birine verilmiş değil. “Bu sene Fatih çok kitap okudu, hem de kalın kalın kitaplar. Aferim ona.” diyerek bana vereceklerini sanmam.

3- yurt dişindaki bütün fulya isimli kizlarin fotoğrafi
Bu konuda yapabileceğim bir şey yok. Yutdışında fulya isimli birilerini tanımıyorum. Tanısam da hepsinin ortak bir fotoğrafı olduğunu sanmam.

4- arapça buda geçer
Aradığını bulmuş bir araştırma, ancak bendeki arapça değil Türkçe. Arap alfabesi ile yazılmış o kadar.

5- fason çağ
Bunu gerçekten bulan arkadaş varsa bana da anlatsın. O kadar çok aranmış ki hakikaten tarihte böyle bir çağın yaşandığına inanmaya başladım.

6- amsterdam bruj arası kaç km
Arabayla 286 km.

7- sado mazo dominant
Size ben yardımcı olamayacağım. Sevgili gugıla da sitem ediyorum bu aramada benim bloğu ikinci sonuç olarak gösterdiği için. Utanç verici.

8- orhan pamuk masumiyet müzesi norveççe çevirisi
Remzi Kitabevi’nden Irmak Zileli’ye göre yabancı dillere çoktan çevrilmiş.

9- seytan ucurtmayi nasil yapilir
Soru “şeytan uçurtmayı nasıl yapar” ise hiçbir fikrim yok. “Şeytan uçurtması” ise tarifini babalar gibi vermişim :)

10 - anket kaç kişiye sorulur
En az iki. Üç olsa daha iyi, sonuç ihtilaflı olmaz.

11- orta çagda papanın temizlik
Çok fenaymış o zamanlarda. Afedersin tuvalet yokmuş, münasip bir yere yapıveriyorlarmış. Banyo yapmayı, diş fırçalamayı hep bizden görmüşler.

12- a3 resim kağıdı kaç santimdir
29.7 santim x 42.0 santim

13- feodalizmde kilisenin gücünü artmasını sağlayan durum nedir vikipedi
Bana sorsan cehalet. Vikipedi’ye sorsan sayar bir sürü, yok baskı, yok tarım toplumu bilmem ne.