iki film, bir kitap . . .
16 Temmuz 2008, Çarşamba günü, saat 15:56 suları . . .
Kitap dediğim nesne aslında okurken Mel Gibson ve Julia Roberts’ın oynadığı bilim-kurgu filmini seyrediyormuş hissine kapıldığım, “Olasılıksız” denen bir tomar kağıt. Sindirim problemi çekenler deterjan kutusu yerine bunu okuyabilir. Her yerde de “çevirisi de pek güzel olmuş” demişler ama bir tek “improbable”ın karşılığı olarak “olasılıksız”ı kullanmakla olmuyor o işler. Kendin de ucundan kıyısından yazar olacaksın ki cümlelerin her yerde devril Allah devril olmasın.

1. film “In Bruges”. Brüj denen şehrin bir meydanını, bir köprüsünü, iki de sokağını göstererek “ne romantik şehirmiş ya hu, gitsek mi?” düşüncelerini adamın beynine sokan Martin McDonagh abimizin meğer bu uzun metrajlı ilk çalışmasıymış. Kendisi bundan önce çektiği kısa filmle (Six Shooter) de Oskar almışmış. Esas oğlanı oynayan Colin Farrell bir yandan, Şindler’in Listesi filmindeki manyamış alman subaydan hatrlayacağımız Ralph Fiennes diğer yandan, bir ucundan da Harri Patır, Truva ve dahi Görevimiz Tehlike tarzı gişe filmlerinin aranan adamı Brendan Glesson oyunculukları ile aklımı almıştır. Herkes izlesin.

2. film “The Kite Runner”. Kitabı da pek güzelmiş bu filmin. “Amerika yaşanacak en şahane ülkedir” yan temalı ikinci kısmından ziyade, “Afgan halkı eskiden böyle yaşıyordu” yan temalı birinci kısmı daha etkili. Bunu da izleyin.
İki film de acıklı. ben duygulandığımı çaktırmamaya çalıştım ama anlayan anlamıştır burnumu çekmemden. Daha da acıklısı sevmediğim kitaba para verdim, (hem de “Da Vinci” denen kazık kitapçıya) sevdiğim filmleri bedava seyrettim, ayıp ettim.
