Eylül, 2007 arşivi

Ben, yeni gönderi . . .

22 Eylül 2007, Cumartesi günü, saat 20:07 suları . . .


Önceden okuduğum kitapları tekrar okumak gibi bir alışkanlığım var. Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk’un “Benim Adım Kırmızı”sını tekrar okudum. Ramazan ayının manevi havası ile romandaki -tahminime göre- II.Selim dönemindeki 9 karlı kış gününün nakış etrafında dönen havasını hissetmek beni romantikleştirdi.

Geleneksel sanatlarımızdaki mana zenginliğini tekrar anladım da kitaptan iki alıntıyla sizinle paylaşayım istedim.

    “… zamanın büyük üstadlarından Şeyh Muhammed’in yaptığı bir resimde, padişahına duyduğu hayranlık ve sevgi aşk mertebesine ulaşmış bir fakir kul, sultanı çevgan oynarken, belki top bana doğru gelir de yerden kapar ona veririm umuduyla, sabırla uzun uzun beklerken gerçekten top kendisine yaklaşınca, yerden onu alıp padişahına verirken resmedilmişti.”

    “… İki yıldır oradan geçen alayları resmettiğim At Meydanı’na çıkıp yürümek insanın kendi resmettiği şeye çıkıp yürümesine benziyor. Bir sokağı döneriz, eğer Frenk resmindeysek çerçeveden ve resimden çıkar gideriz; eğer bizim Heratlı üstatlar gibi yaptığımız resimdeysek, Allah’ın bizi gördüğü yere geliriz; eğer Çin resmindeysek resimden hiç çıkamayız, çünkü Çinlilerin resimleri hiç bitmeden uzar gider.”